30 Eylül 2015 Çarşamba

Jehan Barbur

Müzik ruhun gıdası

Müzikle hayat çok daha güzel

Müziksiz hayat demek, berbat bir hayat demektir

Bunu Biliyormuydunuz

Filler, zıplamayan tek memelidir.

Fıkra

Minibüs

Temel ile Dursun İstanbul’da minibüsle bir yere gidiyorlarmış.
Şoför:
Levent, Fatih, Eyüp diyormuş
Dursun sıkılmış ve Temel’e:
Ula Temel ne zaman ineceğiz demiş.
Temel de demiş ki:
Çatlama ula ismimiz okunsun ineriz.

Günün Sözü

Söz sizin ağzınızda olduğu sürece, sizin esirinizdir. Söz ağzınızdan çıktıktan sonra, siz onun esiri olursunuz.

29 Eylül 2015 Salı

Bunu Biliyormuydunuz

Bir karınca kendi ağırlığının 50 katı ağırlığı kaldırabilir.

Fıkra

Ben de Diyirem He

Erzurum'a bilgisayarın daha yeni yeni gelmeye başladığı zamanlarda bir işyerine bilgisayar ve stok programı satılır. Teknik servis elemanı bilgisayarı işyerine kurduktan sonra stok programının kullanımı ile ilgili bilgi verir ve ayrılır. 

Aradan bir iki saat geçer, iş yerinden telefon:
- Kardeşim sizin anlattığınız gibi yapirem fakat program düzgün çalışmiir.
Teknik servis elemanı sorar: 'Nasıl yapıyorsunuz?'
- Senin anlattığın gibi.
'Hata ne?' 'Yazdığım bilgiler kaydetmeme rağmen saklanmir.'
- 'İşlem basamaklarını tek tek anlatın.' 'Tamam' diyor ve başlıyor anlatmaya...
- 'Programı açirem. Malın adı bölümüne adını,adedi bölümüne adedini, birim fiyatını vb. yazirem. Hepsini yazdıktan sonra senin anlattığın gibi kayıt bölümüne basirem. Ekrana bir yazı geliir:
"Kaydetmek ister misiniz?"
- E / H yazısı çıkir.
- Ben de diyirem He.

Günün Sözü

Kar taneleri ne güzel anlatıyor, birbirlerine zarar vermeden de yol almanın mümkün olduğunu.

28 Eylül 2015 Pazartesi

Fıkra

Pipoyu Sevmek

Bir kral, diğerine emrinde ne kadar çok insan çalıştığını anlatmaya çalışıyordu:
-Sadece pipomla uğraşan bir adamım var, dedi.

Öteki de:
-O da bir şey mi? Benim dört tane var; birincisi getirmek, ikincisi doldurmak, üçüncüsü de yakmak için.
-Ya dördüncüsü?
-O da içmek için... Çünkü pipo içmesini sevmem.

Günün Sözü

Ağaç ne kadar yüksek olursa olsun,yaprakları yine de yere düşer…

27 Eylül 2015 Pazar

Müzik, müzik, müzik...


Hikaye

Beş Maymun Hikayesi
Kafese beş maymunu koyarlar, ortaya da bir merdiven ve tepesine de iple muzları asarlar. Her bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkarlar. Her bir maymun aynı denemeye giriştiğinde çok soğuk suyla ıslatılır, bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar.
Bir süre sonra muzlara hareketlenen maymunlar diğerleri tarafından engellenmeye başlanır. Su kapatılıp, maymunlardan biri dışarı alınıp ve yerine yeni bir maymun konulur, ilk yaptığı iş muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur. Fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve yeni maymunu döverler. Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir maymunla değiştirilir ve merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer, bu ikinci yeni maymunu en şiddetli ve istekli döven ilk yeni maymundur. Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. En yeni gelen maymun da ilk atağında cezalandırılır.
Diğer dört maymundan yeni gelen ikisinin, en yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiçbir fikirleri yoktur. Son olarak en baştaki ıslanan maymunların dördüncüsü ve beşincisi de yenileriyle değiştirilir. Tepelerinde bir salkım muz asılı olduğu halde artık hiçbiri merdivene yaklaşmamaktadır.
Neden mi? Çünkü burada işler böyle gelmiş ve böyle gitmektedir’

Fıkra

Onu Astım
Doktorlar, tımarhanede yaptıkları araştırmada en akıllı deliyi seçeceklermiş. Bir gün delilerden biri bahçede bulunan havuza düşmüş ve boğulmak üzereymiş. Delilerden biri havuza düşen arkadaşını kurtarmaya çalışmış. Bunu gören doktorlar arkadaşını kurtaran deliyi yanlarına çağırmışlar ve "seni en akıllı seçiyoruz" demişler. 
Doktorlardan biri: "peki kurtardığın arkadaşını çağır da sana teşekkür etsin" demiş. 
Deli: "gelemez ki!" 
Doktor: "neden gelemezmiş?" Deli: "çünkü kuruması için onu astım!"

Günün Sözü

Pahalı parfümleri bir kenara bırakın insan güven kokmalı…

26 Eylül 2015 Cumartesi

Günün Sözü

Ve… Birgün herkes ɑnlɑr, sevdiğinin kıymetini… Amɑ gidince, Amɑ bitince, Amɑ ölünce… Kısɑcɑsı; İş işten geçince!


25 Eylül 2015 Cuma

Hikaye

Kelebeğin Bir Günlük Ömrü
Bir ilkbahar sabahıydı. Güneş, pırıl pırıl altın ışıklarını yer yüzüne yolluyordu. Bu ışınları gören kozalardan o sabah beyaz bir kelebek çıktı.

Çok büyük ve tül gibi ince bembeyaz kanatları vardı. Birden kendini bir bahçenin çiçekleri arasında buldu. Önce keşif uçuşuna çıkıp bahçeyi dolaştı. Sonra dinlenmek için kırmızı bir güle kondu.

Dinlenirken, kanatlarını dikleştirip birleştirmişti. Etrafına baktı. Doyasıya yeşilliğe daldı saatlerce seyretti…

Dinlenmişti. Şimdi dolaşma vaktiydi, yaşamalıydı, önünde uzun zamanı vardı. Ağaçlara uçtu. Çiçeklere kondu. Mutluydu, özgürdü. Herkes ona bakıp “ne güzel” diyordu.

Akşama kadar çiçekten çiçeğe, daldan dala uçup durdu. Güneş batarken bir garip his kapladı içini, artık öğrenmişti. Sadece bir günlük olan ömrü bitmişti. Son bir kez etrafına baktı. Batan güneşe daldı. Ve bir daha hiç uyanmadı…

Fıkra

Baba'da Kalacaktır
Boşanma davasında kadın, hakime talebini gerekçesi ile açıklamış: 
- "Sayın hakim, çocuğun bende kalmasını istiyorum. Onu dokuz ay karnımda taşıdım." 
Hakim kocaya sormuş: 
- "Karınızı duydunuz. Bir diyeceğiniz var mı?" 
Adam "Var tabii" demiş ve anlatmış: 
- "Sayın hakim. Farzedelim ki canınız bir kutu soğuk kola istedi. Makineye parayı attınız ve kola geldi. Şimdi bu kola makinenin midir, yoksa parayı deliğe atanın mı?" 
Hakim sekreterine dönmüş: 
- "Yaz kızım. Çocuk babada kalacaktır..."

Günün Sözü

Yüzümüzün ve gözlerimizin rengi ne olursa olsun, gözyaşlarımızın rengi aynıdır.

24 Eylül 2015 Perşembe

Hikaye

Elbiseler
Bir gün güzellik ve çirkinlik bir deniz kıyısında karşılaşırlar. Sonra elbiselerini çıkarıp, kendilerini dalgaların kucağına atarlar. Bir süre sonra çirkinlik sahile çıkar ve güzelliğin elbiselerini giyerek kendi yoluna gider. Güzellik de denizden çıkar, fakat elbiselerini bulamaz. Çıplak kaldığı için çok utanır. Çirkinliğin bıraktığı örtüye bürünür ve kendi yoluna gider.
O günden beri, erkekler ve kadınlar ne zaman karşılaşsalar, güzelliği ve çirkinliği tanımada hep hataya düşerler.
Ancak kimi insanlar var ki, güzelliğin yüzüne bakar ve elbisesine rağmen onu tanır. Ve kimi insanlar da çirkinliğin yüzüne aşinadır. Giydiği elbise, onu bu insanların gözlerinden gizleyemez.

Fıkra

Numaralı Gözlük
Dursun Temel'i uzun süre sonra görünce:
-Nereye gittin ula?
-Numaralı gözlük almaya cittum.
-Ama hala tam göremeysun?
-Bi numara büyük aldum seneye cöriyim diye.

Günün Sözü

Bir insɑnın, bir insɑnɑ verebileceği en güzel hediye; onɑ ɑyırɑbileceği zɑmɑndır…


23 Eylül 2015 Çarşamba

Eğlenelim Biraz :)


Hikaye

Bir Kere Adın Çıkmaya Görsün
Akşam üzeri Nil kıyısında bir sırtlan, bir timsahla karşılaşır. Durup birbirlerini selamlarlar.
Sırtlan sorar:
“Gününüz nasıl geçti efendim?” Timsah şu cevabı verir:
“Çok berbat bir şekilde. Kimi zaman eza ve cefa ile ağlıyorum. Çevremdekiler ise, ‘bunlar yalnızca timsah gözyaşları’ diyorlar. Bu beni anlatılamaz derecede yaralıyor.”
Sırtlan der ki:
“Eza ve cefadan söz ediyorsun. Bir an için beni düşün. Kainatın güzelliğine ve harikalarına gözümü dikip bakıyorum. Bütün benliğimi kuşatan katıksız bir sevinçle mutlu bir halde güneşin güldüğü gibi gülüyorum. Ama orman ahalisi, ‘bunlar yalnızca sırtlan gülüşü’ diyor.”

Fıkra

Medeniyet
Gümrük kapısından bir İngiliz, bir Fransız, bir Türk geçmek için bekliyorlarmış. Gümrük görevlileri valizlerini kontrol etmeye başlamış. Önce İngiliz'in valizine bakmışlar. İçinden 7 adet don çıkmış. "Niye 7 tane?" diye İngiliz'e sormuşlar. O da "Haftanın yedi gün var. Hepsi için bir tane. Pazartesi, Salı, Çarşamba..." demiş. "Vay be! Helal olsun medeniyete, temizliğe bak adamlardaki." Sıra Fransız'ın valizine gelmiş. açmışlar bakmışlar 8 tane don. "7'yi anladık da niye 8?" diye sormuşlar. Fransız "Pazartesi, Salı, Çarşamba... Hergün için bir tane, bir tane de ne olur ne olmaz diye yedek aldım" demiş. "Vay be! Adamlardaki temizliğe medeniyete bak!" demiş görevliler. Sıra Temel'e gelince açmışlar bakmışlar tam 12 adet don. "Vay be! Ne varsa bizim insanımızda var. Şu medeniyete, şu temizliğe bak!" Sormuşlar "Neden 12 adet?" Bizimki cevap vermiş "Ocak, Şubat, Mart,......"

Bayram Mesajı

Kalpler sevgiyi paylaşmak, insanlar da yalnızlığı paylaşmak için vardır. Bu bayramı tüm sevdikleriniz ile bir arada mutluluk içinde, ağız tadıyla geçirmenizi dilerim. Kurban Bayramınız kutlu olsun.

Günün Sözü

Paranızı ihtiyacınıza göre değil, kazancınıza göre harcayınız. 

22 Eylül 2015 Salı

Sanat, sanat...


Şiir

Dostluk
Dostluk, yağmurun güzel kokusu
Dostluk, sesiyle etkileyen su
Dostluk, özlemlerimin coşkusu
Bul da bırakma gerçek bir dostu..

Köstek değil destektir sana dost
Kızgın değil esnektir sana dost
Zarar değil yarardır sana dost
Bul da bırakma gerçek bir dostu..

Zaman geçse de bırakmaz seni
Zor anda uzanan bir dost eli
Güneş gibi kaplar her yeri
Bul da bırakma gerçek bir dostu..

.ladın mı gözyaşını silen
Güldüğün zaman seninle gülen
Seni gölgeler gibi izleyen
Bul da bırakma gerçek bir dostu..

Birini arıyorsan yakınlarda
Sana bir yoldaş yeter unutma
Dostluğun çiçeğini kurutma
Bul da bırakma gerçek bir dostu.

Günün Sözü

Dehanın bir bölümü ilham, üç bölümü terdir.

21 Eylül 2015 Pazartesi

Şiir

Aile
Aileler temelidir toplumun,
Bireyleri için huzurdur; aile!
Her dönem önemi kaçınmaz onun,
Derdin olduğunda hazırdır; aile!

Hem huzurun, hem eğitimin kaynağı,
Bakınca yeşerir, bahçesi-bağı,
Sırtını yasladığın bir güven dağı,
İnsanları eder, vezir; aile!

Eğitimin kökenini veriyor,
Merhem olup yaraları sarıyor,
Her ortamda iyiliği arıyor,
Kötülüğün kökünü kazır; aile!

İnsan için sevgi-şefkat yuvası,
Anlayana sanki yayla havası,
Huzuru sağlamak, asıl davası,
Kıymetini bilene nazır; aile!

Dertli, bu durumu yaşadı, yazdı,
Birçok diyar gördü, çok diyar gezdi,
İnan söylediği yine de azdı,
Dara düştüğünde hızır; aile!
Cafer AKSAY

Günün Sözü

Spor yap hayatın kurtulsun, sigara, alkol al hayatın zehir olsun. 


20 Eylül 2015 Pazar

Hikaye

Canlılar Kaça Ayrılır
Gel oğlum. Kalk bakalım tahtaya, sana bir sorum var.
– Buyurun, sorun öğretmenim
– Canlılar kaça ayrılır?
– Dörde ayrılır öğretmenim.
– Bana yanlış gibi geldi ama say bakalım.
– Bitkiler, Hayvanlar, İnsanlar, Çocuklar…
– Çocuklarda insan değil mi oğlum?
– Haklısınız, o zaman canlılar üçe ayrılır öğretmenim.
– Peki, şimdi yeniden say bakalım.
– Bitkiler, Hayvanlar ve Çocuklar…
– Oğlum, insanlara ne oldu?
– Kalplerinde sevgiyi yeşertip düşünebilenleri hep çocuk kaldılar, diğerleri de hayvanlaştılar öğretmenim..

Fıkra

Tatlı Şaka

Nine, senin gözlüklerin her şeyi büyütüyormuş doğru mu bu?
-Evet, evladım.
-Ne olursun nineciğim, tabağıma tatlı koyarken gözlüklerini çıkarıver...

Günün Sözü

Bir kez gülmek, üç kez ilaç almaktan iyidir.


19 Eylül 2015 Cumartesi

18 Eylül 2015 Cuma

Fıkra

En Büyük Ceza

Bir bilgeye sorarlar:
- Bir alime verebilecek en büyük ceza nedir?
- Onu bir cahille hapsetmek...


Günün Sözü

Sağlıklıyım demek istiyorsan içki ve sigaradan uzak durmalısın. 

17 Eylül 2015 Perşembe

Hikaye

Gece ve Gündüz

Bir bilge kisi, çölde öğrencileriyle otururken demiş ki;
– “Gece ile gündüzü nasıl ayırt edersiniz? Tam olarak ne zaman karanlık başlar, ne zaman ortalık aydınlanır?”
Öğrencilerden biri;
– “Uzaktaki sürüye bakarım,” demiş, “Koyunu keçiden ayıramadığım zaman akşam olmuş demektir.”
Başka bir öğrenci söz almış ve “Hocam” demiş, “İncir ağacını, zeytin ağacından ayırdığım zaman, anlarım ki sabah başlamıştır.”
Bilge kişi, uzun süre susmuş. Öğrenciler meraklanmışlar ve “Siz ne düşünüyorsunuz hocam?” diye sormuşlar.
Bilge kişi şöyle demiş;
– “Yürürken karşıma bir kadın çıktığında, güzel mi çirkin mi, siyah mı beyaz mı diye ayırmadan ona “bacım” diyebildiğimde ve yine yürürken önüme çıkan erkeği, zengin mi yoksul mu diye bakmadan, milletine, ırkına, dinine aldırmadan, “kardeşim” sayabildiğimde anlarım ki; sabah olmuştur, AYDINLIK başlamıştır…”

Sanat :)

El Emeği Göz Nuru. İşte Sanat...

Günün Sözü

Hayattaki en önemli şey hayatınız için sağlıktır sonra iş ve diğerleri gelir ama önce sağlık!

16 Eylül 2015 Çarşamba

Hikaye

Var mı Böyle Evlilik?
Arkadaşları, yeni evli gence, bir çay sohbetinde:
-“Sen evleneli neredeyse bir sene oldu, ama maşallah sizin evden çıt çıkmıyor, siz hiç tartışmaz mısınız?” diye sorarlar.
“Hayır” diye cevaplar yeni evli genç ve ilave eder:
-“Akşam işten geldiğimde, kapı açılınca hanıma şöyle bir bakarım. Eğer hanım, eteğinin ucunu belinde topladıysa bilirim ki hanımın günü iyi geçmemiş ve havası yerinde değil.
Hiç ekmek, yemek sormadan usulca mutfağa süzülür, aceleyle birkaç lokma atıştırır ve ortalıktan toz olurum. Olur ya bazen de benim asabım bozuk olur. O zaman fesin püskülünü her zamankinin aksine soldan sarkıtırım.
O da bunu görür, asabi olduğumu anlar ve hiç sesini çıkarmaz, hemen yemeğimi, çayımı hazır eder. Etrafımda pervane gibi döner. Bu nedenle biz hiç kavga etmeyiz.
Dinleyenlerden biri:
-“Peki birader, kapı açıldı, yenge eteğin ucunu belinde toplamış, sen de fesin püskülünü soldan sarkıtmışsın. İki taraf da asabi, o zaman ne olacak?” diye sormuş.

Ötekiler de “Hah! Şimdi ne olacak?” demiş.
Genç gülümsemiş;
-“Bundan kolay ne var, fesin püskülünü hafif bir fiskeyle soldan sağa atarım” demiş.

Günün Sözü

Sağlığı olanın umudu, umudu olanın her şeyi var demektir.
Arap Atasözü 

13 Eylül 2015 Pazar

Hikaye

Bir de E-mail'niz Olsaydı...
Personel şefi kısa bir iş görüşmesini takiben ve test (yer temizletme)
yaptıktan sonra şunu söyler:
” – İşe kabul edildin, bana e-mail adresini ver, sana başlama tarihini ve getireceğin evrakları bildireceğim.”
   Adam boynu bükük bir şekilde bilgisayarının ve tabii ki e-mailinin olmadığını söyler.
   Personel şefi bu durumda yaşayan birisi olarak düşünülemeyeceğini ve yaşamayan birisini de işe alamayacağını yüzüne vurur. Adam ne yapacağını bilmez ve kırgın bir şekilde ve cebinde sadece 10$ ile dışarı çıkar.
   Hale gidip 10 kg domates almaya karar verir , kapı kapı dolaşarak domatesleri satar ve sermayesini iki katına çıkarır. Bu işi üç kere daha yapar ve sermayesini 160 $’a yükseltir.
Artık bu şekilde yaşamını devam ettirebileceğine kanaat getirir. Her sabah evinden biraz daha erken çıkar ve daha geç döner.

   Her gün parasını katlamakla meşguldür. Kısa bir zaman sonra bir el arabası satın alır, daha sonra bunu bir kamyonla değiştirir. Bir süre sonra bir sevkiyat filosunun sahibidir artık. 5 yıl sonra adam ABD’nin en büyük gıda distribütörü olmuştur.
   Artık ailesinin geleceğini düşünür ve bir hayat sigortasına başvurur. Görüşmenin sonunda sigortacı teklifini göndermek üzere e-mail adresini ister. Adam e-mail adresinin olmadığını söyleyince sigortacı şöyle der:
   ” – Çok tuhaf, bir e-mailiniz olmadan böyle bir imparatorluk kurmuşsunuz, hele bir de e-mailiniz olsaydı ne olurdunuz kim bilir..”
   Adam düşünür ve şöyle cevap verir : ” – Microsoft ‘ da temizlikçi olurdum.”

Günün Sözü

Sağlık bir beden değil, bir kafa meselesidir.

12 Eylül 2015 Cumartesi

FıKRA

Seni tanıyamadım

En iyi senelerini yaşayan bir kadın aniden hastalanıp hastaneye kaldırılır. Ameliyat masasında öldü ölecek bir an yaşar. Allah'ı görür ve korkuyla hemen sorar: Allah'ım ölecek miyim ? Allah onu sakinleştirir ve şöyle der: Hayır daha 43 yıl, 2 Ay ve 8 gün yaşayacaksın. 


Ameliyattan sonra kadın hastanede kalmayı tercih ederek buruşukları için botoks, dudaklarına silikon, yağ aldırma gibi işlemler yaptırır. Nasıl olsa daha çok yaşayacağı için en iyisini yapmayı ve mümkün oldukça çok güzel görünmek ister.



Son ameliyattan sonra hastaneden taburcu olur. Yoldan geçerken bir araba çarpar ve ölür.
Allah'ın huzuruna çıktığında sinirli bir şekilde: Allah'ı hani ben 40 seneden fazla yaşayacaktım. Niye beni kurtarmadın ? diye sorar.



Cevap verilir: Ne yapayım seni tanıyamadım !

Günün Sözü

Düşünmeden öğrenmek faydasız, öğrenmeden düşünmek tehlikelidir.

11 Eylül 2015 Cuma

Fıkra

İş Telefonu

Ay sonunda 250 TL ev telefonu faturası gelince baba evdeki herkesi toplamış.
Baba:
Bu nasıl bir fatura. Ben her zaman iş telefonu kullanırım. Ev telefonundan hiç bir yeri aramam.
Anne: Ben de tüm görüşmelerimi iş telefonumu kullanırım. Elimin altında telefon varken neden evdeki telefonu kullanayım ki.
Oğlan: Şirketin bana verdiği telefonda her yöne 3000 dakika var. Ev telefonu kullanmaya ihtiyacım yok.
Kız: Benim de şirket hattım var. Hiç bir zaman ev telefonu kullanmam.
Tüm aile bireyleri bir anda evdeki hizmetçiye döner.
Hizmetçi: Eee. Herkes iş telefonu kullanıyorsa problem ne o zaman? Hepimiz iş telefonlarını kullanıyoruz işte.

Günün Sözü


Bir şeye ait her şeyi öğrenin; her şeye dair bir şeyler bilin.

10 Eylül 2015 Perşembe

Gidersen - Jehan Barbur

Analar Ağlamasın.

Analar Ağlamasın.

Bu yazımda devlet yöneticilerine değinmek istiyorum.
Bu son zamanlar da bildiğiniz gibi şehitler gün geçtikçe artıyor,
Gün geçtikçe şehit olan mehmetçik sayısı artıyor.
Ve devlet yöneticileri hiç bir şey yapmıyorlar, söyledikleri ve bildikleri tek şey.
(ANALAR AĞLAMASIN.)
Madem analar ağlamasın, neden hiç bir şey yapılmıyor, yapmıyorsunuz.
Neden gün geçtikçe şehit sayısı artıyor.
Neden anaları ağlatıyorsunuz.
(ANALAR AĞLAMASIN.)
Diyen siz değilmiydiniz 

 Analar Ağlamasın.
Kelimesi.
Bu yaşanılanlardan
sonra
Çok anlamsız geliyor
Çünkü
Analar Ağlamasın
Kelimesini
Sarf
Edenler
Analarımızı Ağlatıyorlar...
Biz Böyle Gülümseyen Analar, Nineler Görmek İstiyoruz...

7 Eylül 2015 Pazartesi

Muhteşem Kâğıt Heykel Sanatı


Sanat; ne bir oyun ne de bir eğlencedir, o ancak ruhun dışarı vurarak, kendisini göstermesi ihtiyacıdır.

Resimli Söz


Şiir Zamanı

Hayat Herkese Güzel
Gücünüz yerindeyse,
Sağlıklıysa başınız,
Bir sakat görürseniz,
Sevgiyle yaklaşınız,

İnan kimse istemez,
Eksik olsun bir yeri,
Sağlamsan yavrum şükret,
Değerlendir günleri.

Engelli kardeşlerim,
Asla üzülmeyiniz.
Hayat herkese güzel,
Bizlerse sizinleyiz.


Ahmet ŞAHİN

Günün Sözü

Zenginlik gübredir. Yalnızca saçıldığında yararlı olur. 

6 Eylül 2015 Pazar

Biraz Sanat


Hikaye

Cesaret Üzerine
Yıllar önce Stanford Hastanesi'nde gönüllü olarak çalıştığım zaman, çok ciddi ve az rastlanan bir hastalığa yakalanmış Liza adında bir kız tanıdım. 
İyileşmesi için bir tek yol vardı, beş yaşındaki erkek kardeşinden kan nakli yapılması gerekiyordu. 
Erkek kardeşi aynı hastalığın üstesinden gelmişti ve vücudunda hastalığı yenebilecek antikorlar oluşmuştu. 
Doktor bu durumu Liza'nın erkek kardeşine açıkladı ve ona ablasına kan vermeyi isteyip istemediğini sordu. 
Küçük çocuk bir an tereddüt etti ve derin bir nefes aldıktan sonra,
"Evet, eğer Liza kurtulacaksa veririm" dedi. Kan nakli yapılırken, küçük çocuk ablasının yanındaki yatakta yatıyor ve ablasının yanaklarına renk geldikçe bizimle birlikte gülümsüyordu. 
Sonra yüzü sarardı ve yüzündeki gülümseme kayboldu. Başını kaldırıp doktora baktıktan sonra titreyen bir sesle, 
"Hemen mi öleceğim?" diye sordu. 
Anladık ki yaşı çok küçük olduğu için, doktorun sözlerini yanlış anlamış ve kanının tümünü ablasına vermesi gerektiğini düşünüp onu kabul etmişti.