Dosttan Öte
Kilometrelerce uzaklıktan hiç bilmedikleri bir ülkeye kimi çalışma kimi okuma hayaliyle gelen dört kız arkadaş bölük pörçük türkçeleriyle tuttukları pansiyon odasında kargaşalı bir sabaha uyanmışlardı.
Gece vardiyasından dönen Angel eve girdiğinde Emma ile Sofia'nın uyandıklarını anladı, onlara Mary'i sordu fakat aldığı cevap homurdanmaktan başka bir şey değildi. Dağınık odanın içinde Mary'nin hala yatağında yatmış olduğunu fark etti ve hemen yanına koştu. Çünkü Mary aralarında en erken uyanan ve en hareketlisiydi. Yanına gelip diz çöktüğünde elindeki pazar torbalarını hala bırakmadığını fark etti ve torbaları yere bırakıp Mary'nin ateşini kontrol etmek için eliyle alnına dokunduğunda ateş gibiydi. Telaşa kapılan Angel "Damn it!" diyerek Sofia ile Emma'ya seslendi. Fakat hiçbirinden herhangi bir tepki almayınca önce tuvaletin sonra da banyonun kapısını yumrukladı, iki saniye sonra her iki kapı da telaşla açıldı. Emma kulağında kulaklık, ağzında diş fırçasıyla Angel'a şaşkın gözlerle bakıyordu. Sofia ise banyo kapısında durdu ve sinirle "Ne oluyor? Neden kapıyı bu şekilde çalıyorsun Angel!" diye bağırdı. Angel tuvalete girip lavabonun yanında asılı duran havluyu, soğuk su musluğunu açarak ıslattı. Mary'nin alnına soğuk havluyu koyduğunda Mary'den hafif bir inilti sesi geldi. Angel arkadaşının iniltilerini duyunca Emma ile Sofia'ya bakarak "Mary'yi hastaneye götürmeliyiz" diyerek onlardan arkadaşlarını birlikte taşımalarını istedi Fakat Sofia heyecanla "Nein! Nein! Hastane olmaz! Hastane kötü, pis nein!" diyerek bu fikre karşı çıktı. Angel Sofia'ya baktı, gözleri korku ve endişeyle parlıyordu. Bu durumu fark eden Angel hemen ayağa kalkıp Sofia'nın yanına gitti ve yanaklarını ellerinin arasına alarak Sofia'nın ona odaklanmasını sağladı, göz göze geldiklerindeyse "Sofiaaa, Sofiaaaa beni iyi dinle! Mary'yi hastaneye alırsak, baban gibi hastanede ona kötü davranmayacaklar ve Mary orada ölmeyecek. Duyuyor musun beni? Sofia!" diyerek arkadaşını sakinleştirdi. Sofia da gözünden izinsiz akan yaşı silerek Angel'ı onaylayarak başını salladı ve sonra sarıldılar. Bir süre öylece kaldılar...
Emma endişeyle ve titreyen sesini bastırmaya çalışarak konuşmaya başladı: "Angel..., Mary sayıklamaya başladı. Artık bir karar vermeliyiz". Emma'nın konuşmasıyla birlikte Angel ile Sofia sarılmaya son verdiler. Angel gözyaşlarını silerek ve kendinden emin bir şekilde "Sofia, sen hemen üstünü giyin. Emma sen de aşağıdaki taksi durağından taksi çağır." dedi. Emma tam kapıdan çıkacakken Angel'a dönerek fısıltıyla "Angel... Taksi çok tutar, ambulans mı çağırsak?" diye sordu. Angel, başıyla perde arkasında giyinmekte olan arkadaşını işaret ederek "Hayır olmaz! Onun bu korkuyu tekrar yaşamasına izin veremeyiz. Günün sonunda çift vardiya işe gitmem gerekse de olmaz." diye cevap verdi. Emma hüzünle "Haklısın. babasının ölümden sonra ambulans görmeye dayanamıyor." diyerek taksi durağına gitmek üzere evden çıktı. Angel çantasından cüzdanını çıkarıp paralarını saydı. Paraları olmadığını görüp canı sıkılan Angel başını yatağa dayayarak düşünmeye başladı. Onu uzaktan izleyen Sofia, arkadaşının bu haline dayanamayıp cüzdanındaki tüm parayı alarak yanına gitti ve başını kaldırması için omzuna dokundu: "Mary sadece senin sorumluluğunda değil. Ailelerimizden ayrılıp buralara gelirken birbirimize bir söz vermiştik, hatırlıyor musun?" deyip yanına oturdu. Angel gülümseyip kafasını salladı ve arkadaşından aldığı parayı kendi parasının üstüne koyarak cüzdanına yerleştirdi. Sofia'ya dönerek "Emma gelmek üzeredir, hadi Mary'yi kucaklayıp aşağı indirelim" dedi. O sırada Emma kapıda belirdi. Emma, Sofia ile Angel'ı Mary'nin üzerine eğilmiş görünce korkuyla "Taksi aşağıda bekliyor! Yoksa öldü mü?" diyerek yanlarına koştu. Sofia kızgınlıkla Emma'ya bakarak "Nein dumm! Ölmedi. Kucaklayıp taksiye indirmeye çalışıyoruz... Orada durup konuşacağına gel yardım et!" diye bağırdı.
Kısa boylu, zayıf ve güçsüz Emma; uzun boylu, dolgun vücutlu Mary’i taşımak için Angel'ı iterek Mary'nin sol tarafına geçti, hasta arkadaşının kolunu kendi boynuna doladı, ardından sağ tarafta duran Sofia'ya bakarak "Hadi! Sen de aynı şekilde tut da kaldıralım" diyerek kendi tarafından arkadaşını kaldırmaya çalıştı. Fakat arkadaşını kıpırdatamadı. Angel Emma'ya tatlı bir gülümsemeyle "My beauty, Mary'yi taksiye biz götürürüz sen de çantalarımızı alıp kapıyı kilitlersin." diyerek Emma'nın omzunu okşadı. Emma sevgiyle gülümseyip Angel'ı onaylayarak başını salladı ve arkadaşını bırakarak çantaları toplayıp, kapıyı kilitlemek üzere arkadaşlarının Mary'yi taksiye indirmelerini bekledi. Sofia ile Angel her iki taraftan arkadaşlarını kucaklayıp taksiye indirmek üzere kaldırdılar; fakat Mary o kadar ağırdı ki sürüklemek zorunda kaldılar. Arkadaşlarının oldukça zorlandığını gören Sofia hasta haliyle: "Keşke ambulans çağırsaydık hem bu kadar yorulmazdık hem de taksi ücreti koymak zorunda kalmazdık" dedi. Bunun üzerine, arka koltukta aralarına Mary'yi alıp oturan Emma ile Angel birbirlerine bakıp gülümsediler. Taksici önce Sofia'ya sonra da Mary'ye ve diğer iki kıza bakıp konuşmaya başladı "Bakın! Bu kız gerçekten hasta mı yoksa başka bir durum mu var? Sonra sizin yüzünüzden başım belaya girmesin." deyip aklı başında olduğunu düşündüğü Angel'a baktı. Angel güven veren gülümsemesiyle "Gerçekten arkadaşımız hasta ve inanın sizin düşündüğünüz gibi bir durum yok." diyerek güvenilir kişiler olduklarına dair Taksici'yi ikna etmeye çalıştı. Taksici bir kez daha dördüne baktı sonra da önüne dönüp yola koyuldu. Hastanenin önüne geldiklerinde Angel göz ucuyla taksimetreye bakıp derin bir nefes aldı çünkü taksi ücreti sandığı kadar çok tutmamıştı. Angel cüzdanından taksi ücretini çıkarırken Sofia da hastane personelinden arabaya sedye getirmelerini istemek üzere hastanenin acil servisine koştu. Birkaç dakika sonra Sofia sedye ve iki hastane personeli ile geldi. Angel elinde tuttuğu ücreti taksiciye uzattı, taksici mahcup bir gülümsemeyle "Geçmiş olsun" diyerek parayı aldı ve uzaklaştı. Onları kısa boylu, zayıf, yeşil gözlü bir hemşire karşıladı. Güven veren gülümsemeyle "Geçmiş olsun" diyerek hastanın ateşini ölçtü ve sonra doktoru çağırmak üzere odadan çıktı. Doktor gelir gelmez hastayı muayene etti. Doktor muayenesini bitirip Angel'a dönerek "Geçmiş olsun. Arkadaşınızla ilgili korkulacak bir şey yok! Ateşinin düşmesi için serum takılacak, ateşi düştükten sonra kendine gelecektir. Sonra eve gidebilirsiniz. Şimdi reçeteye birkaç ilaç yazacağım." diyerek odadan ayrıldı. Sofia eczaneden ilaçları almak üzere dışarı çıktı, birkaç dakika sonra geri döndüğünde Mary uyanmıştı. Angel neşeyle gülerek Sofia'ya "Sofia bak, Mary uyandı. Eve gitmek için seni bekledik." dedi. Sofia da aynı neşeyle "Harika! Ben de ilaçları aldım. Artık evimize gidebiliriz" diyerek cevapladı. Mary "Ama taksiye gerek yok, otobüsle geri dönebiliriz." dedi. Angel paralarının bittiğini hatırlayıp arkadaşının istediğini kabul etmek zorunda kaldı. Eve döndüklerinde Mary yer yatağına doğru yürüdü fakat arkadaşları onu tuttu ve bundan sonra yatağının yanındaki karyolalı yatakta yatacağını söyleyip kendisini orada yatırdılar. Mary uyumaya geçmeden önce arkadaşlarına sevgiyle gülümseyerek "Sizi çok seviyorum. Her şey için çok teşekkür ederim." Dedi. Arkadaşları aynı anda "Biz de seni çok seviyoruz." diyerek Mary'ye sarıldılar. Üç arkadaş, gün sonunda, bir zamanlar Mary ile yer kavgasına girerek çok gereksiz bir şey yaptıklarının farkına vardılar.
Deniz Doğru