28 Kasım 2015 Cumartesi

Hikaye

Son Bir Umut
Ülkenin batısındaki küçük bir mahallenin bir sokağının neredeyse tamamı ressamlardan oluşmaktaydı. Bu mahallede, üç katlı bodur bir tuğla yığınının tepesinde iki kız arkadaşın stüdyoları bulunmaktaydı. Alt kadara ise yaşlı bir ressam otururdu.

Günlerden bir gün, kız arkadaşlardan biri zatüre hastalığına yakalandı. Genç kız günden güne eriyordu. Bir gün, arkadaşıresim yaparken, o da yatağında pencereden dışarı bakıyor ve sayıyordu…
Geriye doğru sayıyordu:
“On iki,” dedi, biraz sonra da “On bir.” Arkasından “On,” sonra “Dokuz,” daha sonra, hemen birbiri ardına “Sekiz,” ve “Yedi.”
Arkadaşı merakla dışarı baktı. Sayılacak ne vardı acaba? Görünürde sadece kasvetli, bomboş bir avlu ile altı yedi metre ötedeki tuğla evin çıplak duvarı vardı. Budaklı köklerinden çürümüş, yaşlı mı yaşlı bir asma, tuğla duvarın yarı boyuna kadar tırmanmıştı. Dönüp arkadaşına:
“Neyin var?” diye sordu. Hasta kız fısıltı halinde:
Altı, ’ dedi. “Artık hızla düşüyorlar. Üç gün önce neredeyse yüz tane vardı. Saymaktan başıma ağrı giriyordu. Ama şimdi kolaylaştı. İşte biri daha gitti. Topu topu beş tane kaldı şimdi.”
“Beş tane ne?” diye sordu arkadaşı. “Yapraklar, asmanın yaprakları. Sonuncusu da düşünce, ben de mutlaka gideceğim. Hissediyorum bunu.”
Arkadaşı ona saçmalamamasını söyleyip, içmesi için çorba götürdü. Fakat o:
“İşte bir tanesi daha gidiyor. Hayır, çorba filan istemiyorum. Bununla geriye dört tane kaldı. Hava kararmadan sonuncusunun da düştüğünü görmek istiyorum… Ondan sonra ben de gideceğim,” diyerek cevap verdi.
Genç kız uykuya daldığında arkadaşı da alt kattaki yaşlı ressamı ziyarete gitti. Bu sırada yaprak olayını da anlattı yaşlı adama. Yukarı çıktığında arkadaşı uyuyordu. Ertesi sabah hasta kız hemen arkadaşına perdeyi açmasını söyledi. Ama hayret! Hiç bitmeyecekmiş gibi gelen upuzun gece boyunca aralıksız yağan yağmur ve şiddetle esen rüzgârdan sonra, bir asma yaprağı hâlâ yerinde duruyordu.
Sapına yakın tarafları hâlâ koyu yeşil kalmakla birlikte, testere ağzı gibi tırtıllı kenarlarına ölümün ve çürümenin sarı rengi gelmiş olan yaprak, yerden altı yedi metre yükseklikteki bir dala yiğitçe asılmış duruyordu.
“Bu sonuncusu,” dedi hasta kız. “Geceleyin mutlaka düşer diye düşünmüştüm. Rüzgârı duydum. Bugün düşecektir, o düştüğü an ben de öleceğim.”
Ağır ağır geçen gün sona erdiğinde onlar, alacakaranlıkta bile, asma yaprağının duvarın önünde sapına tutunmakta olduğunu görebiliyorlardı.m
Derken şiddetli yağmur tekrar başladı. Hava yeteri kadar aydınlanır aydınlanmaz, genç kız hemen perdenin açılmasını istedi. Asma yaprağı hâlâ yerindeydi. Genç kız, yattığı yerden uzun uzun yaprağı seyretti. Sonra arkadaşına seslendi:
“Münasebetsizlik ettim. Benim ne kötü bir insan olduğumu göstermek istercesine, bir kuvvet o son yaprağı orada tuttu. Ölümü istemek günahtır. Şimdi biraz bana çorba verebilirsin,” dedi.
Akşamüstü gelen doktor ayrılırken; şimdi alt kattaki bir hastaya bakmam gerekiyor. Yaşlı bir ressammış sanırım. O da zatürree. Yaşlı adamcağız çok ağır bir durumda, kurtulma umudu yok ama daha rahat eder diye bugün hastaneye kaldırılıyor,” dedi.
Ertesi gün doktor:
“Tehlikeyi atlattınız, siz kazandınız,” dedi.
O gün öğleden sonra arkadaşı, artık iyileşmiş olan arkadaşına alt kattaki yaşlı adamı anlattı. Yaşlı adam iki gün hastanede yattıktan sonra ölmüş. Hastalandığı günün sabahı kapıcı onu, odasında sancıdan kıvranırken bulmuş. Pabuçları, elbisesi baştan aşağı sırılsıklam, her yanı buz gibi bir haldeymiş.ö yle korkunç bir gecede nereye çıktığına akıl sır erdirmemişti kimse. Sonra, hâlâ yanık duran bir gemici feneri, yetinden sürüklene sürüklene çıkarılmış bir portatif merdiven, b»r de üstünde birbirine karışmış sarı, yeşil boyalarla bir palet ve sağa sola saçılmış birkaç fırça bulmuşlar. O zaman o son yaprağın sırrı da çözüldü.
Rüzgâr estiği zaman bile yerinden oynamayan yaprak, yaşlı ressamın şaheseriydi. Yaşlı adam, son yaprağın düştüğü gece °taya bir yaprak resmi yapıp yapıştırmıştı.

Fıkra

Ehmet
Bir zamanlar yol vergisi vardı. Ya yol vergisi vereceksin ya da yol işinde çalışacaksın. İki Tortumlu hem vergi verememiş hem de işten kaçmışlardı ki yolda jandarmayla karşılaştılar.
- Dipkoçanızi verin bahim!
- Yohdur.
- Adın ne?
Tortumlu, arkadaşının gözlerine bakıp bir işaret verdi. Adlarını da söylemezlerse kurtulacaklardı. 
- Ola benüm adım neydi Memmed?
- Ben ne bülim Ehmed!

Resimli Söz



21 Kasım 2015 Cumartesi

20 Kasım 2015 Cuma

Fıkra

Yanlış Mail

Adamın biri yeni ulaştığı otele kaydını yaptırır. 
Odasına girdiğinde masada bir bilgisayar görür ve karısına e-mail atmaya karar verir. 
Fakat yazdığı mesajı farkında olmadan yanlış bir adrese gönderir.... 
Tam bu sırada farklı bir yerde kadın, kocasının cenaze töreninden evine yeni dönmüştür ve bilgisayarındaki maili görür,arkadaşlarından geldiğini düşündüğü maili okuyunca olduğu yere yığılıp kalır. 
Odaya giren annesi yerde yatan kızını ve ekrandaki mesajı görür. 
Kime : Sevgili karıma
Konu : Yeni ulaştım. 
Tarih : 16 Mayıs 2004
Benden haber aldığına şaşıracağından eminim. Burada bilgisayar var ve sevdiklerimize e-mail gönderebiliyoruz. Buraya yeni ulaştım ve kaydımı yaptırdım. Her şey yarın senin buraya geleceğini düşünülerek hazırlanmış. Seninle buluşmayı dört gözle bekliyorum. Umarım benim gibi sorunsuz bir yolculuk geçirirsin. 
Not : Burası çok sıcak.

16 Kasım 2015 Pazartesi

Fıkra

Sağlam Temel
Hoca vaazda cemaate seslenmiş: 
- Abdest imanın en sağlam temelidir.
Bunu duyan Temel dayanamamış ve hocaya demiş: 
- Pu nasul sağlam temeldur ki pi ossirukda bozuliyi!

Resimli Söz


13 Kasım 2015 Cuma

Fırat Tanış - Yağmur

Müzik En Güzel Hayallerin Başlangıcıdır
;)

Fıkra 2

Yanlışlar Görünmesin Diye
Temel, yazılı kağıtlarını o kadar küçük yazıyordu ki okumak mümkün olmuyordu.

Bir gün öğretmen iyice merak edip sordu:
-Oğlum neden yazıları hem küçük hemde sık yazıyorsun?
-Yanlişlarum görünmesun diye öğretmenum.

Komik Videolar

Bir annenin ikiz bebekleri ile olan mücadelesi :)

Anneler bitanedir

Fıkra

Ön Vagon
Dursun Temel'i istasyonda memleketine uğurlarken şöyle dedi:
-Sakın en öndeki vagona binmeyesun Temel. Bir kaza anında en çok hasari gören vagon ön vagondur uşağum.

Temel:
-Hiç anlamayrum ula neden ha bu ön vagonu kaldirmayiler?

Resimli Söz


12 Kasım 2015 Perşembe

Fıkra

Not Bırakmak
Bir aile bir yere gittiği zaman hep not bırakır.

Yine böyle bir gün küçük çocuk:
Ben arkadaşa ders çalışmaya gidiyorum.
Kız:
Ben arkadaşlarımla gezmeye gideceğim.
Baba :
Ben mesaiye kalacağım.
Anne:
Ben komşudayım.
Ve eve hırsız girer , her şeyi alır.
O da bir not bırakır:
Bana kolaylık sağladığınız için teşekkür ederim...

Resimli Söz


11 Kasım 2015 Çarşamba

Fıkra 2

Kolay Ameliyat
Büyük bir hastanede 5 ünlü cerrah oturmuş hangi meslekten olan insanları ameliyat etmenin daha kolay olduğuna dair sohbet ediyorlarmış.
İlk cerrah;
"-Muhasebecileri, hesap uzmanlarını ameliyat etmeyi severim. İçlerini açtığım zaman her şey numaralıdır, iş kolay olur" 
İkincisi;
"-Doğru ama" demiş, "-Elektrikçilerin, elektronikçilerin ameliyatı daha kolay olur. Her şey ayrı, ayrı renktedir." 
Üçüncü cerrah;
"-Siz bir de kütüphanecileri, arşivcileri görün. Her şey alfabetik sıradadır, onun için onların ameliyatı çok kolay olur."
Dördüncüsü;
"-İnşaatçıların ameliyatı da pek kolay olur, projeleri hazırdır." demiş,"-Üstelik onlar iş bittikten sonra içeride parçalar, yabancı maddeler kalmasına alışıktırlar." 
Sonuncu cerrah;
"-Arkadaşlar" demiş, "Siz her halde hiç politikacıyı ameliyat etmediniz. Onları kalbi, yürekleri yoktur. İçleri bomboştur. Beyinleri de öyle. En kolay ameliyat onlarınkidir.

Komik Videolar

Bebek Videoları.
Bebeklerin hapşırıkla imtihanı

Fıkra

Pabuç
Evi park olan iki deli oturmuş, konuşuyorlar:
-Paran olsa ne yapardın?
-Otomobil alırdım.
-Niçin?
Altı patlak ayakkabılarını göstererek:
-Pabuçlarım eskimesin diye!

Resimli Söz


8 Kasım 2015 Pazar

20 İlginç Bilgiler


Fıkra

Temel ile Amerikalı

Temel İstanbul'da vapur turları düzenleyen bir denizcidir. Bir gün Amerikalının birisi gelir temelden boğazı gezdirmesini ister, Temel'de kabul eder. 

Boğaz turu yaparlarken Amerikalı bir yalı gorür ve Temel'e, 'Türkler bu yalıyı kaç yılda yapmışlardır.', diye sorar. Temel atar 5 yıl diye cevap verir. Sonra Amerikalı yine bir yalı görür. Sorar Temel'e "Türkler bunu ne kadar zamanda yaptı" der. Temel bu defa daha uyanık bir cevap verir 2 yıl der. Amerikalı lafın altında kalır mı. Bizde 1 yılda yaparlardı diye cevap verir. Temel kızar sonra boğaz köprüsünün altına gelirler Temel'e döner Amerikalı ve sorar. "Temel bu köprüyü Türkler ne kadar zamanda yaptılar ?"Temel bakar hayretler icerisinde cevap verir "Aaaaa dün akşam bu burda yoktu yaa!" der.

Resimli Söz


7 Kasım 2015 Cumartesi

Fıkra

Pilot Temel
Pilot Temel telsize var gücüyle bağırıyordu:
- "Ula, sağ motor bozuldu. Düşeyrum, düşeyrum. Meydey düşeyrum. Kule düşeyrum."
Kule hemen cevapladı :
- "Mesaj anlaşıldı. Yerinizi bildirin, yerinizi bildirin."
Temel gayet ciddi :
-"Pilot kabini, öndeki sol koltuk, pilot kabini, öndeki sol koltuk."

Resimli Söz


6 Kasım 2015 Cuma

Bunları Biliyormuydunuz

Bilinmeyenler

Fıkra

Beni Takip Et
Temel Londra da bir kokteyle katılır ne bulursa yer içer sonunda rahatsızlanır karnı ağrımaya başlar ve kendini dışarı atar otel uzaktadır bir taksi çevirir. Taksiciye beni otele götür der. Adam yolu tarif eder misiniz deyince Temel arabadan iner ve şoföre beni takip et der. 

Resimli Söz



5 Kasım 2015 Perşembe

Fıkra

İntihar
Delinin biri intihar etmeye karar verir.
Kendisini asmaya çalışır.
Biri dayanamayıp sorar:
- Ne yapıyorsun?
- Görmüyor musun intihar ediyorum.
- Öyle ise ipi boğazına bağlasana!
- Denedim, öyle boğuluyorum.

Resimli Söz


4 Kasım 2015 Çarşamba

Müzik


Jehan Barbur & Sinan Kaynakçı - Kendine Zaman Ver

Fıkra

Sinyal Vermediniz

Temel Cemal'e telefon eder, sekreter çıkar.
- Teleseçretere not pırakacaytum, der.
- Bana da bırakabilirsiniz der, sekreter.
Temel uzun bir süre ses çıkarmayınca, sekreter kız ne olduğunu sorar.
Temel cevap verir,
- Haçan sinyal vermedunuz daa.

Resimli Söz


3 Kasım 2015 Salı

Fıkra

Alırken de Satarken de Hesapla
Kayserili, iş yerine eleman alacakmış. İşe başvuran gençleri kendisi imtihan ediyormuş. Soru hep aynı: -12, 12 daha kaç eder? Herkes sorunun cevabını kafadan hemen söylüyormuş ama Kayserili kimseyi işe almıyormuş. Akıllı bir genç, Kayserili tüccarın arkadaşını bulmuş ve bu durumu anlatmış. Arkadaşı: -Tamam, sana aynı soruyu sorunca hemen kağıt kalem iste, toplamayı yap göster, o zaman seni işe alır, bu işteki kerameti de kendisi sana söyler, demiş. Delikanlı, tüccarın yanına varmış. Soru yine aynı soru. Delikanlı hemen kağıdı kalemi almış, toplamayı kağıda yazmış, sonucu göstermiş. Kayserili: -İşe alındın, aradığım adam sensin demiş. Delikanlıya sebebini de hemen açıklamış: -Unutma, bir şeyi alırken de satarken de, hesaplarken de her zaman yaz! Akıl unutur, defter unutmaz. 

Resimli Söz